23 Ocak 2009 Cuma

MAKSAT İŞ BECERMEK DEĞİL SÖZ DİNLEMEK

Kuran-ı Kerim'de sayısız kıssalar anlatılıyor. Allah (c.c) insanlara geçmiş ümmetlerin durumlarını anlatmak suretiyle hangi şeylerin doğru, hangi şeylerin yanlış olduğunu anlama hususunda büyük bir lütufta bulunmuş.

İnsanoğlu için tarih büyük bir lütuf gerçekten. Bakıyorsunuz önceki ümmetler bir hata yapmışlar, Allah (c.c) de onu Kuran'da zikretmiş. Demek istiyor ki; "Bakın geriden gelen kullarım sizden evvel şöyle şöyle hatalar işlendi aman siz o hatalara düşmeyin."

Birtakım iyi ve güzel işler de Kuran'da zikredilmiş tabii. Şüphesiz onları da Allah (c.c) insanoğlu baştacı etsin diye sunmuş bizlere.

Bugünkü cereyan eden hadiselerle bağlantısını siz kurun, ben size Kuran'dan bir önemli kıssa anlatayım. Talut'la Calut'un savaşının kıssası.

Talut İsrailoğullarının başına komutan seçildikten sonra ordusuyla Calut'un üstüne yürüyor. Önlerine bir nehir çıkıyor. Talut diyor ki: "Allah sizi bu nehirle imtihan edecek; kim bu nehirden içerse benden değildir, kim içmezse bendendir. Bir avuç içenler müstesna"

Ne acaip bir imtihan değil mi? Talut'un ordusu yorulmuş, susamış. Allah (c.c) buyuruyor ki: " O sudan içmeyin"

Nehirden çok azı müstesna ordunun büyük bir çoğunluğu içtiler. Ve o sudan içenler dediler ki: "Bizim bugün düşmanla karşılaşmaya takatimiz yok" Ve hepsi yığılıp kaldılar.

Fakat o sudan içmeyen dolayısıyla Mevlanın buyruğuna uyan az topluluk: " Nice az ordular kendilerinden daha kalabalık olan ordulara Allah'ın izniyle galip gelmişlerdir." dediler ve Allah'ın izniyle Calut'un ordusunu hezimete uğrattılar.

Burada bahsi geçen söz dinleme mevzusu. Yani söz dinleyen kazanmış, dinlemeyen kaybetmiş. Acaba günümüzde bizim söz dinlememiz nasıl. Allah (c.c) uymamız için bize buyruklar sunmamış mı? Tabi ki sunmuş. Bize düşen de o buyrukları yerine getirmek. Yani söz dinlemek.
Zira dünyaya geliş gayemiz de var söz dinlemek. Allah dostları ne güzel söylüyor: "Maksat iş becermek değil, söz dinlemek"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder