İngiliz gazeteci Yvonne Ridley, Afganistan'a kaçak yollarla girmek isterken 28 Eylül 2001'de Taliban tarafından yakalanmıştı. Serbest bırakıldıktan sonra İslam'ı araştıran gazeteci Müslüman oldu.İngiliz gazeteci Yvonne Ridley, Afganistan'a kaçak yollarla girmek isterken 28 Eylül 2001'de Taliban tarafından yakalanmıştı. Bu olay, Ridley'in bir anda dünyanın gündemine oturmasına neden oldu. Batı basını, 11 gün boyunca Taliban'ın elinde esir(!) olarak kalan Ridley'in işkence gördüğünden tutun da, tecavüze uğradığına kadar iddialarda bulundu. Çünkü Taliban'a bağlı direnişçiler onlara göre dünyanın en zalim ve gerici insanlarıydı. Fakat Ridley, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamalarla birçok insanı şaşkına çevirdi. İngiliz gazeteci, dünyaya anlatılandan tamamen farklı bir Taliban imajı çiziyordu. Taliban'a bağlı direnişçilerden etkilenerek İslâm'ı araştırmaya başlayan Ridley'in bu yolculuğu, İslâm'la şereflenmesiyle sonuçlandı. O şimdi namaz kılan, başörtüsü takan, oruç tutan, Irak ve Filistin'deki işgallerin sona ermesi için mücadele eden bir Müslüman... Biz de Mazlum-Der ve BAK tarafından düzenlenen 'Uluslararası Barış Buluşması'na katılmak için İstanbul'a gelen Ridley'le, ilgiyle okuyacağınızı tahmin ettiğimiz bir sohbet gerçekleştirdik. İngiliz gazetecinin, sorularımıza verdiği cevapları aşağıda sunuyoruz... 'Bush, Taliban yönetimini dünyanın en zorba yönetimi olarak ilan etmişti. Ben şükrediyorum ki, iyi ki Amerika'nın eline değil de, Taliban'ın eline düşmüşüm. Taliban'ın elinde bulunduğum 11 günü bir esir gibi değil, iyi ağırlanan bir misafir gibi geçirdim. Onlara çok müteşekkirim. 11 günün sonunda Taliban hakkında dünyanın kandırıldığını anlayarak, bu insanların dinlerini araştırmaya karar verdim. Bu araştırmalarım bana, imanı nasip etti.' - Taliban'a bağlı direnişçilerin elinde 11 gün esir kaldınız. Onlar hakkındaki izlenimlerinizi anlatır mısınız? - Kesinlikle çok iyi insanlardı. Taliban'ın eline esir düşmeden önce, Avrupa'da birçok Müslümanla tanışmıştım. Fakat hiçbiri beni Taliban kadar etkileyemedi. 11 günde, dünyaya son derece zalim ve acımasız olarak tanıtılan insanların, hiç de öyle olmadıklarını gördüm. Özellikle kendi aralarındaki samimiyetleri hayranlık vericiydi. - Size nasıl davrandılar? - Son derece insanî ve kibar davrandılar. Guantanamo ve Ebu Garip cezaevlerini düşündüğünüzde, benimkisi bir tutsaklıktı? Bush, Taliban yönetimini dünyanın en zorba yönetimi olarak ilan etmişti. Ben şükrediyorum ki, iyi ki Amerika'nın eline değil de, Taliban'ın eline düşmüşüm. Taliban'ın elinde bulunduğum 11 günü, bir esir gibi değil de, iyi ağırlanan bir misafir gibi geçirdim. Onlara teşekkür ediyorum. 11 günün sonunda Taliban hakkında dünyanın kandırıldığını anlayarak; bu insanların dinlerini araştırmaya karar verdim. Zaten beni serbest bıraktıklarında onlara, İslâm'ı araştıracağıma dair söz de vermiştim. Batılılar Taliban'ı zorba teröristler olarak görseler de, onlar bana göre ülkelerini savunan kahraman direnişçiler... YEPYENİ BİR DÜNYA - Müslüman olmaya nasıl karar verdiniz? - Yaklaşık 30 ay boyunca İslâm'ı araştırdım. Özellikle Kur'an ve İslâm Peygamberi'nin hadisleri beni çok etkiledi. İslâm'ı tanıdıkça, yepyeni bir dünyayı keşfettiğimi anladım. Heyecandan yerimde duramıyor, kalbime yavaş yavaş imanın verildiğini hissediyordum. Sanki ALLAH bütün ruhuma İslâm'ı yerleştiriyor, beni; içinde büyüdüğüm medeniyetin kirlerinden temizliyordu. Ruhumu müthiş bir huzur kaplamaya başladı. Bu huzur kesinlikle İlahî bir huzurdu. Artık iman etmemin zamanının geldiğini düşündüm ve Kelime-i Şahadet getirerek Müslüman oldum. Daha sonra anladım ki, ALLAH beni hidayete erdirmişti. O günden beri, imanın tadını yaşıyorum. Gerçekten iman dünyada yaşanabilcek en güzel duygu...- Müslüman olduktan sonra isminizi değiştirdiniz mi? - Evet, değiştirdim.- Yeni isminizi öğrenebilir miyiz? - Yeni ismimi açıklamıyorum.- Niçin? - Çünkü, bu isme şimdilik layık olmadığımı düşünüyorum. Ne zaman layık olduğumu hissedersem, o zaman açıklayabilirim. Şu kadarını söyleyeyim; bütün Müslümanların çok sevdikleri bir Müslüman kadının ismini aldım.- Müslüman olmanız, çevrenizde nasıl bir tepkiyle karşılandı? - Başta annem olmak üzere herkes şok oldu. Çünkü Batılılar, İslâm'a karşı zihinlerine büyük bir peçe takmışlar. Bu peçe, İslâm'a karşı olan önyargının örtüsüdür. Biz Müslümanlar olarak, bu önyargı peçesini kaldırmak için büyük çaba göstermeliyiz. Batılıların önyargılarını ortadan kaldırabilirsek, birçok insan Müslüman olur. Çünkü İslâm'a, onun ruhlara bahşettiği huzura şu an en çok Batı insanı muhtaç? 'BAŞÖRTÜM HER ŞEYİM' - Müslüman olduktan kısa bir süre sonra başörtüsü taktınız. Başörtüsü sizin için nasıl bir anlam içeriyor? - Başörtüsü benim için Müslüman kadının en güzel nişanesidir. Örtüme öyle alıştım ki, sanırım artık hiçbir güç beni ondan ayıramaz. Başörtüsü takmamın en büyük nedeni ise, ALLAH'ın bizden örtünmemizi istemesidir. Biz ancak O'nun isteklerini yerine getirerek ebedi âlemde mutlu olabiliriz. Müslüman olduktan sonra beni en çok heyecanlandıran manzara, hac vazifemi yerine getirirken Kabe'de bir arada gördüğüm binlerce başörtülü mü'mine kadındı. Kendimi bir anda büyük bir melek ordusunun içerisinde hissettim. Gerçekten bir görüntüydü.- Türkiye'de üniversite ve liselerde uygulanan başörtüsü yasağından haberiniz var mı? - Evet.- Bu yasak hakkında neler düşünüyorsunuz? - Dünyanın en saçma uygulaması diyebilirim. Özellikle ismini hep İslâm'la birlikte duyduğum Türkiye'de böyle bir yasağın olması beni şaşırtıyor. - Başörtülü bir bayan olarak siz böyle bir yasağa maruz kalsaydınız ne yapardınız? - Hakkımı almak için sonuna kadar mücadele ederdim. 'SADECE ALLAH'A GÜVENİN' - Ülkemizde bu yasağa karşı mücadele eden binlerce genç kız var. Onlara neler söylemek istersiniz? - Ben de onların bu haklı mücadelesini destekliyorum. Bu kız kardeşlerime diyorum ki; 'Bu haklı mücadelenizi sonuna kadar sürdürün. Bu mücadeleyi verirken de sadece ALLAH'a güvenin ve sadece O'ndan yardım isteyin. O, mü'minlerin yaşadıkları acıları gören ve onları koruyandır. Zafere olan umudunuzu asla yitirmeyin. Çünkü ALLAH, mücadele edenlere zafer verendir.' -Batılılar sürekli İslâm'ın kadınları ezdiğine dair iddialarda bulunuyorlar. Size göre kadının İslâm'daki yeri nedir? - Batılıların bu iddiaları gerçekten garip... Çünkü İslâm'ın beni en çok etkileyen öğretilerinden biri de, kadınlara verdiği değer olmuştu. Bizim Peygamberimiz, cennetin annelerin ayakları altında olduğunu söylüyor. Erkeklere de; 'Sizlerin en hayırlıları, kadınlarına en iyi davrananlarınızdır' diyor. Bu, kadınlar için bir şey... İslâm özellikle çocuk doğurdukları için kadınları yüceltiyor. Ailedeki en önemli kişinin anne olduğunu söylüyor. Bana göre de, bir mü'minenin en güzel vasfı iyi bir anne olmasıdır. 'HAMAS'IN ZAFERİ EN İYİ HABER' - Sizi sürekli Filistin ve Irak için düzenlenen aktivitelerde görüyoruz. Hamas'ın, Filistin seçimlerinde elde ettiği başarı hakkında neler söyleyeceksiniz? Son zamanlarda duyduğum en iyi haber Hamas'ın zaferiydi. Bu, kahraman direnişçilerimizin, şehidlerimizin zaferidir. Haberi ilk aldığımda, gözyaşlarına boğularak şükür secdesine kapandım. Gözümün önüne Şeyh Ahmed Yasin'in bakışları geldi. Umarım bütün Müslümanlar Hamas'ın zaferinden iyi dersler çıkarırlar.- 1 haftadır Batı medyası üst üste İslâm Peygamberi'ne hakaretler içeren karikatürler yayınlıyor. Bu olayın sizdeki yansıması nasıl oldu? - Batılılara bir defa daha öfkelendim. Bu hakaretlere kesinlikle tolerans tanıyamayız. İslâm Peygamberi'nin biz Müslümanlar için ne kadar büyük bir değer taşıdığını Batılılar anlayamaz. O bizim her şeyimizdir... Fakat Müslüman kardeşlerimin bütün dünyada, karikatür olayına ortak olarak gösterdikleri tepkiler de beni çok mutlu etti. Televizyonda gösterileri seyrederken zihnimden; 'Benim bütün dünyada kardeşlerim var. Onları çok ama, çok seviyorum. Bu duyguyu bana veren de imanımdır' düşünceleri geçti. 'ALLAHUEKBER NİDALARI' - Son olarak Vakit aracılığıyla Türkiye halkına bir mesajınız var mı? - Onları İslâm kardeşliği duygularıyla selamlıyorum. Müslümanlar olarak, yapacak çok işimiz var. Her şeyden önce İslâm'ın yüce mesajını bütün insanlara ulaştırmalıyız. Müslüman ülkelerde yaşanan acıların son bulması için mutlaka bir şeyler yapmalıyız. Ben de ülkenize Irak ve Filistin'de yaşanan işgallerin sona ermesi için bir şeyler yapmak amacıyla geldim. Hepimizin susmak ve oturmak dışında yapabileceği birçok şey var... Kalkıp yürüyelim, barış organizasyonlarına ve boykotlara katılalım, dualar edelim, bize dayatılanları reddedelim, 'Allahuekber' diye bağıralım. Bütün yeryüzünü 'Allahuekber' nidalarımız sarsın. Zira en güzel söz; 'Allahuekber'dir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder