Gazeteci Yazar MEHMED ŞEVKET EYGİ:
(www.gurabamecmuasi.com adresinden alınmıştır.)
Mülâkât: Yûsuf HANÎF - Osman AKYILDIZ
- Efendim, Türkiye’deki Ehl-i Sünnet muhtevalı çalışmalar sizce yeterli miktarda mı?
Mehmed Şevket Bey: Türkiye Müslümanları Ehl-i Sünnet itikadı için gerektiği kadar maalesef çalışmıyor. Evet, bir takım kitaplar, dergiler, makaleler yayınlanıyor ama bunlar hiçbir zaman yeterli değil. Neler yapılmalı? 1950’lerde Türkiye’de bugünkü kadar bid’at inançlar, bid’at görüşler, bid’at mezhebler yoktu. Sonra 60’larda başladı, 70-80 derken şu anda insan söylemeye korkuyor ama acaba Ehl-i Sünnet azınlığa mı düştü? Çok muhterem, ellerinden öptüğümüz, hürmette kusur etmediğimiz birtakım Ehl-i Sünnet hocalarımız sanıyorum bu konuda yeteri kadar teşvikte bulunmadılar, Müslümanları gayretlendirmediler. Bundan 20-30 sene önce Ehl-i Sünnet karşıtları tam hatırlayamıyorum ama ismi Ehl-i Sünnet olan bir kitap çıkardılar. Müfid Yüksel bey söylemişti, o kitabı 150 bin adet basmışlar. Bakın Ehl-i bid’at böyle çalışıyor fakat Ehl-i Sünnet o miktarda çalışma yapmıyor, red ve cerhte bulunmuyor.
“100 SAYFALIK BİR EHL-İ SÜNNET İTİKADI KİTABI HAZIRLANMALI”
Bir de tabii Ehl-i Sünnet Müslümanları sadece bozuk fikirleri tenkid değil halka yönelik güzel kitaplar da çıkarılmalı. Mesela diyelim ki 100 sayfa civarında Ehl-i Sünnet itikadı diye bir kitap çıkartılacak. Son derece muhkem, son derece metîn bir metin olacak. Ve herkese denilecek ki işte Ehl-i Sünnet’in inancı budur. Orada Ehl-i Bid’at bir takım ayet ve hadisleri yanlış yorumluyor, Allah’a mekan izafe ediyor denilecek. İnsanlardaki gibi el, ayak, yüz izafe ediyorlar denilecek. Bunların makul te’vil ve tefsiri var denilecek. Tabii bu 2000 tane, 3000 tane basılmayacak. Baskıları bunun 50’şer bin 50’şer bin olacak ve her Müslümanın kütüphanesinde bir tane olacak. Yine Ehl-i Sünnet el ilmihâli hazırlanacak. Oradada mevzular yazılacak. Ama bunlar yapılmıyor. Bugünkü Ehl-i Sünnet faaliyetleri daha çok tenkid, cerh ve uyarı üzerine oluyor. Daha önce Ehl-i Sünnet’in anlatılması lazım.
Geçenlerde bir akaid kitabı çıkartılmış ben görmedim ama orada Allah-u Teâlâ’ya mekan ve cisim izafe ediliyormuş. Arabistan’dan gelen yanlış itikada yer verilmiş o kitapta. İbn-i Teymiye’nin küçük bir akaid kitabı var. Onu okuduğumda hayretler içinde kaldım. Çünkü ne kadar müteşabih ayet ve hadisler varsa onları esas olarak kabul etmiş ve İslam itikadının esası olarak onları göstermiş. Bu metod olarak yanlış bir kere. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de muhkem ayetleri bırakıp da müteşâbihâta tabi olanlar zemmediliyor biliyorsunuz.
“CEMAATLER ARASINDA HEYET KURULMALI”
Ehl-i Sünnet Müslümanları bu çalışmaları çok daha sistemli, çok daha birleşik bir şekilde yapmalıydı. Bugün Türkiye’de Müslümanlar maalesef paramparça olmuş vaziyette, şirazesi dağılmış bir kitabın yaprakları gibi. Birbirinden kopuk, birbiriyle irtibatı olmayan bir takım cemaatler, tarikatlar var. Bunların her biri kendi kafasına göre dergi çıkartıyor, kendi kafasına göre yayın yapıyor. Diyelim ki belli başlı büyük, orta 100 cemaat var. Bunların 35’ide Ehl-i Sünnet şuuruna sahip. Bunlar ayrı ayrı çalışırlarsa, birinin çıkardığı kitabı öteki okumuyor veya görmüyorsa sıkıtı var demektir, bu noktada bir heyet kurulması lazım. Bütün cemaatlerin, tarikatlerin, grupların temsilcilerinin buna iştirak etmesi lazım ve elbirliği ile bu dediğim Ehl-i Sünnet yayınlarının yapılması lazım. Hatta üzülerek söylüyorum Diyanet iki ciltlik bir ilmihal çıkartmış, onda bile medârı münâkaşa olacak hususlar varmış. Bunlar çok güzel bir üslupla kırıcı olmayan fakat gereken uyarıları yapan bir üslupla, ifadeyle ortaya konmalı. Gerekirse diyelim bir kitapta bir yanlış yapıldı, o yanlış küçük bir broşür şeklinde 1 milyon adet basılacak. Bu gibi hizmetlerin yapıldığını iddia etmiyorum.
Ben şahsen din tahsili görmemiş bir vatandaşım, müslüman bir kimseyim, kitap okurum çocukluğumdan beri. Bu kitap okumakla, sağa sola devam etmekle bir miktar dini kültür oluşmuştur ama bu işi yapmak bana düşmez.
“DİNİ MÜDAFAA HUSUSUNDA TE’LİF ÜCRETİ MEVZÛ-İ BAHS OLMAMALI”
Bir de inşaallah kimseyi üzmeden söylemek istiyorum. Te’lif ücreti olmadan bir takım hizmetler sahipsiz cenaze gibi ortada kalıyor. Ehl-i Sünnet’i müdafaa hususunda, dini, sünneti, icmâı müdafaa hususunda te’lif ücreti mevzû-i bahs olmamalı. Alimlerin kitaplarından para kazanmaları bu devirde olur, ama İmam-ı Gazali Hazretleri böyle bir şeyi duymuş olsaydı çok ayıplardı. O zaman matbaa, yayınevi yoktu, bugünkü faaliyetleri onlar bilmiyorlardı. Bilmiş olsaydı İhyâ’ya bu konuda 41. bölüm koymuş olurdu.
Biliyorsunuz Ehl-i Bid’at için çok paralar geliyor dışarıdan. Ben 50 senedir yayın dünyasının içindeyim, bu konuda çok duyumlarımız var. Elimizde bunun senedi, makbuzu yok ama Doğu’dan ve Güney’den paralar geliyormuş, destek geliyormuş. Yazık ki esas İslam olan Ehl-i Sünnet olanlara böyle bir yardım gelmiyor. Hamiyetli, gayretli, şuurlu İslam hocaları telif ücreti olmaksızın bu konuda risaleler yazmaları lazım. Mesela yakın tarihimize bakıyoruz; Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Düzceli Zahid el-Kevserî Hazretlerini görüyoruz. Bunlar yurttan sürülmüşler, ailelerinden uzaklaşmışlar, gelirleri de olmamasına rağmen kimseden bir şey istemezlermiş. Yine biri Gümülci-ne’ye gitmiş orada neşir yapmış, oradan Mısır’a geçmişler orada neşir yapmışlar. Belki mütevazi yaşadılar belki geçim sıkıntısı çektiler fakat hiz-metlerini hiçbir zaman aksatmadılar.
Fikirlerini yüzde yüz kabul etmediğimiz bir Musa Carullah Bigiyef vardır. O zatın da reformcu görüşleri vardır fakat bir noktada bu zat da takdir edilecek bir iş yapmıştır. Rusya’da 1917 Bolşevik ihtilalinden sonra kaçmıştır. Evini, hanımını, çocuklarını terk etmek zorunda kalmıştır. Berlin’e, Finlandiya’ya hatta Hindistan’a gitmiştir. Oralarda oraya buraya sığınarak yaşarken kitap çıkarmıştır. Mesela benim kütüphanemde onun Berlin’de basılmış Hatun adlı kitabı vardır. Kitap yazmaktan hiç geri durmamış. Hatta Hindistan’da Arapça bir tefsir bile yazmış, filan mihrâcenin sarayında kalmış. Ehl-i Sünnet’e aykırı görüşleri olduğu için birtakım tenkidlere de uğramıştır ama ben gayretini anlatmak için misal verdim.
“EN TESİRLİ HİZMET YAZILI OLANDIR”
-Şimdi bu devir çok hızlanmış bir devir. Kitle iletişim vasıtaları olsun, internet, televizyon olsun çok hızlı bir şekilde yayıldı. Günümüzde hizmet imkanları çok olduğu gibi dezanfarmasyon veya tahribat da çok fazla. O yüzden insan şaşırıyor yani. Hizmete nereden başlamak lazım; elimizin altında televizyon var, dergi var, kitap var. Acaba hangisine ağırlık vermek lazım. Hangisi daha tesirlidir?
Mehmed Şevket Bey: En tesirli olanı yazılı olandır. Diyelim ki televizyonda çok faydalı konuşmaları içeren bir açıkoturum yapıldı. Düğmesi kapanır, onların hepsi heba olur ve gider. Bir CD’ye aldıysanız tekrar dinleme fırsatı bulabilirsiniz. Fakat yazı öyle değildir, 5000 seneden beri deri üzerine olsun, madenî levha yahut pişmiş kil üzerine olsun yazı yazıdır. Binâenaleyh Müslümanlar bir takım gerçekleri, bir takım uyarıları, bir takım beyanları mutlaka yazıya geçirmeliler. Şimdi yazıda da kitap sanatları, kitap teknikleri dediğimiz bir şey var. Lisan çok mühim, üslup çok önemli. Kitabın kağıdı, baskısı, şekli, dizaynı, kapağı da çok önemlidir. Mesela diyelim ki Ehl-i Sünnet akaidini müdafaa eden bir kitap çıkartılmış. Kitapta her şey birbirine karıştırılmış, anlaşılmaz cümleler, arabaşlığı yok, dipnotu yok ondan fayda olmaz. Ama 100 sayfa bir kitap çıkartılmış, Türkçesi nefis, tanzimi nefis, arabaşlığı konmuş, her konunun evveline o konuyu özetleyen çerçeve şeklinde bir yazı konulmuş. Bu daha tesirli olur.
İlk anlattıklarıma müşevves denirdi. Bu devrin insanları müşevves, karışık kitaplardan gerçekleri çıkaramaz. Türkiye’de İslami piyasada 30-40 yıl içinde 25 bin tane kitap yayınlanmış. Şu an kitap piyasasına gidelim, 100 sayfa civarında Ehl-i Sünnet’i anlatan, çok zarif, çok hoş bir kitap yoktur maalesef. Bir misal vermek istiyorum; Amerika’da Kenedy diye bir başkan bir suikasta kurban gitti, öldürüldü. Bir rapor yazıldı yüksek mahkeme tarafından. Şimdi rapor 10 bin sahife olarak yazıldı ve gerçek burada diyorlar. Ama 10 bin sayfa olduğu için gerçeği kimse çıkaramıyor. Gerçek bir incidir, bunu bir bahr-ı bîpâyâna, bir okyanusa atıyorsunuz ondan sonra da inci buradadır diyorsunuz. Kim bulup da çıkaracak bu inciyi. Diyelim ki bir Ehl-i Sünnet kitabı yazıldı, “Ehl-i Sünnet bir mezheb değil İslam’ın kendisidir” diye başlık atılacak ve bunu gerekçeleriyle anlatacak. Çünkü Ehl-i Sünnet karşıtları Ehl-i Sünneti herhangi bir fırka, bir hizip, bir mezhep gibi göstermek istiyorlar. Ondan sonra Ehl-i Sünnet Kur’an, hadis ve icma konusundaki anlayışı yazılacak.
HÜMAMIZIN MEVLÜT KURABİYELERİ
11 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder