Musab Taşpınarlı (Moralhaber Gençkalemler sitesinden alınmıştır) İslam aleminin asırlardır ilim dünyasına çok büyük katkıları olmuştur. Öyle büyük alimler gelmiş geçmiş ki bırakın eserlerini mütalaa edebilmek; isimlerini ezberlemek, kendilerini tanımak dahi bizler için güç gözükmektedir.
Özellikle fıkıh, tefsir, hadis, kelam dallarındaki eserler her asırda yenilerinin eklenmesiyle binlerce cilt olarak büyük hacimler oluşturmuşlardır. Öyle ki bu ilimlerin herhangi birisiyle ilgilenen kimse yazılmış eserleri bırakın matbu olan bütün eserlerden faydalanmak istese nerdeyse bu bile mümkün olmamaktadır. Ulaşamadığı bir eser mutlaka bulunur.
Hatta İslam ulemasının özelliklerinden biri de; birçok alimin yukarıda sayılan bütün ilimler hususunda eserlerinin bulunmasıdır. Hemde, herbiri hakkında yüksek ihtisas sahibi olarak. Ve de teknoloji çağında yaşayan bizlerin havsalasını zorlayarak.
Bizimle onlar arasındaki uçurum günümüzde öyle bir hal almış ki, maalesef onların telif ettikleri eserleri tercüme etme hususunda bile ciddi zafiyetler gösteriyoruz. Bu mevzuda birçok örnek bulunmakla beraber biz bir tanesiyle iktifa edelim. İmam-ı Taftazani'nin Şerhul Akaid isimli eserini tercüme eden Prof. Dr. Süleyman Uludağ'ı bu tercüme için Talha Alp eleştirmiş. İlgilenenler internetten bulup okuyabilir.
Efendiiim... Şimdi asıl mevzuya gelelim. İmam-ı Gazali İslam aleminde çok büyük bir isim. Onun en meşhur eseri de şüphesiz İhya-u Ulumiddin. Türkiye'de de senelerdir bu eser çeşitli yayıncılar tarafından basıldı ve dağıtıldı. İslami ilimlere duyarlı herbir müslümanın kütüphanesinde mevcud bir eser.
Bu eseri Abdülhalık Duran adında birisi kurcalamış. Tercüme etmiş diyecem, değil. Yorumlamış desem, o da değil. Benim şu anda bulduğum tabir ancak "kurcalamak".
Konuların başlıklarını almış, altına kafasına uygun görüşleri yazmış. Mesela; Şath bahsi. İmam-ı Gazali diyor ki, "Hallac-ı Mansur gibi sekr halinde kendilerinden farklı sözler sadır olan kimseleri taklid ederek aynı sözleri söylemek şatıhtır". Abdülhalık Efendi de demiş ki, "Hallac-ı Mansur, Bayezidi Bestami şatıh ehlidir." Birbirine tamamen zıt olan iki görüş.
İmam-ı Gazali diyor ki, (Tercüme: Sıtkı Gülle) "Ebu Yezid'i Bestami'ye gelince; Ona isnad edilen sözlerin hiçbiri doğru değildir. Ama gerçekten kendisinden böyle bir şeyler duyulmuşsa ihtimal ki bunları Aziz ve Celil olan Allah'tan hikaye yoluyla söylemiş, bu sözleri kendi kendine mırıldanmıştır." Abdülhalık Efendi de demiş ki, "Kendisi bir mecusi dönmesidir. Lakin sufiler onu öve öve bitiremiyorlar."
Yani bu Abdülhalık Efendi, İmam-ı Gazalinin görüşlerinin karşısında. Olabilir mi? Tabi ki olabilir. Herkes görüşünde özgür. Fakat sen Gazalinin fikirlerine karşıysan, yazarsın kitabını başlığını da "Gazaliye reddiye" koyarsın. Erkek gibi eleştirirsin.
Maalesef Hikmet Neşriyat, bu kitabı dört cilt olarak yayınlamış ve ismini İHYA-U ULUMİDDİN koymuş. Üstüne de küçükce "yeni" yazmış. Ve insanlar İmam-ı Gazali'nin İhya eserini almak isterken kendilerine bu eser veriliyor.
Bu aciz kardeşiniz Hikmet Neşriyat'ı arayarak bunun çok yanlış bir iş olduğunu izah etmeye çalıştı. Lakin hiçbir sonuç alamadı. Onun için kamuoyuna bu olayı sunuyor ve müslümanların dikkatli olmalarını istirham ediyorum.
Not: Bu kitabı İstanbul'da farklı bir nüshayla, Bilecik'te farklı bir nüshayla gördüm. Her iki taraftaki bu kitabı alanların farkında olmadan aldığını görünce bu açıklamayı bir görev bildim.
HÜMAMIZIN MEVLÜT KURABİYELERİ
11 yıl önce

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder