17 Nisan 2009 Cuma

İçinde alkol bulunan gazlı içeceklerden uzak durun...


Mehmet Talu - Milli Gazete
2009-04-16


--------------------------------------------------------------------------------



Kim ne derse desin, içinde alkol bulunan gazlı içeceklerden uzak durmak kaçınılmazdır

Soru: Bazı kimseler de içinde alkol bulunan gazlı içeceklerin haram olmadığını, dolayısıyla içilebileceğini söylüyorlar ve şu noktalardan hareket ediyorlar: Dince pis olan nesne az suya veya az sıvı maddeye karıştığı zaman su ve sıvı pis olur; içilmez ve onunla dînî temizlik yapılmaz. Çok suya pislik karıştığı zaman ise suyun rengi, tadı ve kokusundan biri, katışan pislik belli olacak şekilde değişmedikçe su pis olmaz. Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı, su, müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur. Buna göre gazlı bir içeceği elinize aldığınızda koklayınca alkol kokmuyorsa, tadınca alkol tadı vermiyorsa, bakınca alkol rengini almamış ise, o içecek temizdir, helaldir.

Cevap: Bismillahirrahmânirrahîm.

Gazoz ve alkol karıştırılan diğer meşrubatların, içine pis bir madde düşen "büyük su"ya kıyas edilmesi kesinlikle doğru değildir. Zira,"Suların pis olmak husûsu"ndaki hükmü "kolaylık" esası üzerine kurulmuştur. Çünkü kıyas, su "küçük" de olsa "büyük" de olsa içine necaset düşmekle pis olacağını îcâb ettirir. Şu kadar var ki, 'necaset hükmü' bir takım sulardan düşürülmüştür". (Ekmelüddîn el-Bâbertî, el-İnâye, Fethu'l-Kadîr kenarı: 1/55)

Kısacası, suların temizlikte kullanılması "zarûret" veya onun yerine geçecek "hacet" sebebiyle, "genişlik esasına dayalı olarak hüküm alır". (Hidâye, Fethu'l-Kadîr: 1/55)

Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, sularda olan temizlikteki esas "zarûret"tir. Bu genişlik olmasaydı abdest, gusül, elbiselerin yıkanması ve yerlerin temizlenmesi, -bilhassa suyun zor bulunduğu sıcak memleketlerde- neredeyse imkânsız hale gelecek, hayat yaşanamaz olacaktı. Hâlbuki bu, sözü edilen meşrubatlarda yoktur. Sözün kısası, alkollü meşrubatların büyük sulara kıyas edilmesi, yani: "İçine pis bir şey düşen her büyük su tadı rengi kokusu değişmedikçe temizdir. Meşrubatlardaki alkoller de büyük suya atılmış necasetlerdir. Öyleyse içine alkol atılan büyük tankerlerde yapılan meşrûbâtlar da temizdir." şeklinde bir kıyas yapılması batıldır. Çünkü, büyük suların hükmü "alâ hilâfi'l kıyâs" yani kıyasa ters olarak vâki olan bir hükümdür. "Gazoz içmenin meşrû' olub olmadığı" gibi bir başka şey ona kıyas edilmez.

Özetle: Çok su'yun, rengi, tadı ve kokusu değişmedikçe içine düşen az bir miktar necaset sebebiyle "pis" sayılmaması, suyun temizlik, abdest, gusül vs. de kullanımının yaygın olması ve içine hiçbir surette pislik karışmamış su bulmanın her zaman mümkün, kolay olmaması sebebiyledir. Dolayısıyla içecek meselesiyle bu husus birbirine karıştırılmamalı, kıyas edilmemelidir. Birinde "zaruret" veya "ihtiyaç" bahis konusu iken diğeri böyle değildir. Beş büyük küpe yarım bardak şarab veya rakı, yahut votka veya idrar karıştırılırsa, ne rengi ne tadı ne de kokusu değişmez. Öyleyse, artık onu o suyu içmek helal mi olur? Sübhânellah!..

Ayrıca: "Gazlı içecekler büyük tanklarda yapılıyor, bunların içindeki sıvı-su, müctehidlerin birçoğuna göre "çok"tur." Denilerek, gazlı içeceklerin yapıldığı büyük tankları, Fıkıh kitaplarının tarif ettiği "çok su"ya benzetmek te bir yanılgıdır. Çünkü gazlı içeceklerin yapıldığı büyük tanklar, görünüş ve şekil itibariyle Fıkıh kitaplarının tarif ettiği "çok su"ya değil, su kuyularına benzemektedirler. Öyle ise KUYULAR HAKKINDAKİ HÜKÜMLERe bakmak gerekir.

Kuyular, suları ne kadar çok olursa olsun, yüzeyleri yüz arşın kare, yaklaşık 46,24 metrekaresine ulaşmadıkça veyahut daima akıp giden bir su yolu üzerinde bulunmadıkça, küçük havuz hükmündedirler. Bu yüzden içlerine düşecek şeylerden dolayı, haklarında aşağıdaki hükümler geçerli olur.
KUYU SUYU
Bir kuyunun suyuna bir damla bile kan veya şarap veya sidik gibi bir sıvı karışsa veya içine bir domuz düşse veya koyun, keçi gibi gövdesi büyük bir hayvan düşüp ölse veya serçe, fare gibi gövdesi küçük bir hayvan düşüp ölmekle beraber şişmiş veya dağılmış veya tüyleri dökülmüş bulunsa, o kuyunun bütün suyunu bir kova dolduracak kadar kalmayıncaya kadar çıkarmak icap eder. Şu kadar var ki kuyunun suyu çok olup, devamlı kaynamakta bulunursa, iki yüz kova çıkarmakla yetinilebilir, bu vaciptir. Üç yüz kova çıkarılması ise, müstehaptır. Hattâ ihtiyat için kuyunun bütün suyu takdir edilmeli, o kadar su çıkarılmalıdır. Meselâ, içinde beş yüz kova su bulunduğu takdir edilirse o kadar su çıkarmaya çalışılmalıdır. Bazı alimlere göre fetva da bu şekildedir.

Bir kedi köpekten veya bir fare kediden veya bir koyun kurttan korkup kaçarken ölmeksizin kuyuya düşse kuyunun bütün suyu murdar olmuş sayılır. Çünkü bunların bu halde işemeleri kuvvetle düşünülür. Fakat fetva verilen diğer bir görüşe göre bu halde kuyu pis olmuş sayılmaz. Bu hal, zaruretten dolayı muaf tutulmuştur.

Bir kuyu, içine düşen deve, koyun, keçi, at, katır, merkep, sığır, manda tersleriyle tercih edilen görüşe göre pis olmaz. Bu terslerin yaş veya kırık olmasıyla kuru ve sağlam olması arasında fark yoktur. Çünkü bunlardan korunmak pek müşküldür, özellikle kırlardaki kuyularda. Şu kadar var ki bunlar örf ve âdete göre çok görülürse veya her kovaya en az bir iki tanesi tesadüf ederse, o zaman su temizliğini kaybetmiş olur. Bununla beraber bu hususta daha güvenilir kabul edilen bir görüşe göre zaruret dikkate alınır. Şöyle ki, Bunlardan evlerdeki kuyuları korumak müteassir = güç olmadığından, bunlar o kuyuların suyunu temizlikten çıkartır, fakat kırlardaki kuyuları korumak güç olduğundan onları temizlikten çıkarmaz.

Bütün bu bilgiler gösteriyor ki: Kuyu sularının pis olmak husûsundaki hükmü, "kolaylık", "zarûret" veya onun yerine geçecek "hacet" sebebiyle, "genişlik" esası üzerine kurulmuştur. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, sularda olan temizlikteki esas "zarûret"tir.

Bir de: "Sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzede de alkol vardır. Ancak bunların haram olduğunu söyleyen kimse olmamıştır." deniliyor.

Halbuki: Sirke, boza, yoğurt ve birtakım sebze ve meyvelerde bulunan alkol, onlara sonradan ilave edilmiş olmayıp, muhtevalarında tabii, doğal olarak mevcuttur. Meyve ve sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol ile sonradan ilave edilen alkol arasında fark vardır. Zira sirkede, hamurda, bozada, yoğurtta, pek çok meyve ve sebzelerde tabii, doğal olarak bulunan alkol, daha farklı bir alkol çeşidi "etanol", yüksek oktanlı aromatik alkol olup tabii, doğal halindedir, bozulmamıştır ve sarhoş edici özelliği yoktur. "Etil alkol" ise tabii, doğal değildir, sonradan yapılmıştır, "etanol"ün bozulmuş halidir ve sarhoş edici özelliğe sahiptir. Uygun olmayan şartlarda bekletilen meyve ve sebze sularında zaman içinde, bozulma ve kokma neticesinde etil alkolleşme oluşumu başlamaktadır. Tıpkı taze balık ile bozulmuş, kokmuş balık gibi. Taze balık vücuda faydalıdır, fakat bozulmuş, kokmuş balık zehirler. Ayrıca kola, gazoz vs.nin muhtevasındaki alkol sonradan ilave edilmekte ve karışım sebebiyle özelliğini kaybetmemektedir.

Bir de: "Az miktardaki necis, pis olan sıvı, çok miktardaki temiz sıvıyla karıştırıldığı zaman, içeriklerin birbirine karışması sonucu, pis sıvıdaki necaset özelliğini kaybediyorsa, böyle bir karışımı kullanmakta bir sakınca yoktur." deniliyor. Bu görüş sahibleri şöyle bir kıyâs yapıyorlar: "Az olan haram belli miktarda çok olan helale katıldığında karışım haram olmaz. Gazozlara katılan haram alkol, katıldığı sudan daha azdır. Öyleyse su ile alkol karışımı haram değildir."

Oysa bu kıyas batıldır ve birinci önermesi, mukaddimesi icmâî yani âlimlerin söz birliği ettiği bir hüküm değildir. Çünkü bu hüküm, haram maddenin diğer helâl maddelere hükmen şâyi, yaygın olmaması kaydına bağlıdır. Yani, eğer "haram madde helal unsura hükmen sirâyet etmiyorsa, her tarafına yayılmıyorsa" takdîrindedir. Bir adamın helal kazancı çok, haram kazancı az olsa, helal kısmı helal, haram kısmı da haram kalır. Mânen pis olan haram şeyler, temiz olan helallere hükmen, karışmış olmaz. Siz, helal kısmını niyet ederek onun malından yiyebilirsiniz. Öyle olmasaydı, bir küp şarabı beş küple, hatta bir buçuk küp temiz suyla karıştırırsanız helal olması icab edecekti. Hatta bir bardak rakıyı iki bardak temiz suya katsanız bu helal olacaktı. Burada maddî pislik ile manevî pislik karıştırılıyor. Ortada illet fârklılığı olmasına rağmen bâtıl bir kıyas var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder